Önsöz
Çapak’ın 15. sayısı “kayıp” teması etrafında şekilleniyor. Sayıdaki yazı ve çizilerde kayıp, zamanla silinen bir iz, bulanıklaşan bir an, eksik, parçalı bir form olarak anlam buluyor.
Merve Ünsal “Ev Sahibi Olarak Obruk” yazısında; uzun süredir çalışmalarında yer eden “üzerinde durduğumuz zeminin ansızın ayaklarımızın altından çekiliverme ihtimaline” bakmanın yarattığı karışık hisleri, koca bir boşluğa takılıp kalmanın uyandırdığı alçak gönüllü bir geri çekilişi anlatıyor.
Hikmetinden sual etmediğimiz zemin çökerken obrukların açtığı boşlukta kendine bakan Ünsal’ın öznesiyle beraber okunduğunda Manos Invisibles’in “Kaybeden”i anonim bir sesle kazananlar ve kaybedenler arasındaki sınırın yapaylığına işaret ediyor. Ünsal’ın obruğa “takıntılı” bir şekilde yönelttiği bakışı, Manos Invisibles’in bir panzehir olarak önerdiği bakım emeğinin bizi “kişisel başarılarımızın narsistik hazzı ile kişisel başarısızlıklarımızın utancı arasında sıkışıp kalmaya zorlayan neoliberal mantıkta bir kırılma” yaratan karşılıklı bakışında yeniden anlam kazanıyor.
Esra Oskay’ın “Bir köy nasıl kaybolur? Ya da köyde kaybolmak- uzun soluklu bir söyleşi” metni Maraş’ta yaşanan büyük deprem sonrası bölgenin dönüşen coğrafyasını Mehmet Bey Köyü üzerinden ele alıyor ve bölgeye özgü hafıza, dil ve mekân kaybını takip ediyor. Başlangıçta söyleşi formatında kurgulanan metin, dede evinde ve etrafında aile üyeleri ile yapılan yürüyüşlerin, hatırlama çabalarının, mırıldanmaların içinde kendiliğinden soru-cevap akışından uzaklaşarak sesli bir konuşmaya dönüşüyor.
Bu sayının portfolyo sayfasında yer alan Furkan Efe, resim, dikiş ve baskı gibi farklı disiplinlerle biçimlendirdiği üretimlerinde belleğe odaklanıyor. Sanatçı gündelik hayatta dolaşıma hızlı girebilen mendillerde, tuval yüzeyindeki boya çalışmalarında geçmişinden izleri ortaya koyuyor.
Eda Gizem Uğur “Ne Kadarı Temas Ne Kadarı Tanıklık: DerZaman Sergisi Üzerine” başlıklı yazısında, Tekirdağ Odd Art Space’te gerçekleşen “DerZaman” sergisine odaklanıyor. Beden, hafıza ve mekânınkesişiminde kurulan yazı, sanatçıların eserlerindeki çürüme, dikiş, hastalık, zaman ve belirsizlik izlerini takip ediyor.
Orta Sayfa’nın bu sayıdaki konuğu Beyza Çelenk kişisel bir kaybın ardından kalan boşluğu, aile arşivlerinden görsellerle ve sözle yeniden biçimlendiriyor.
Derginin bu sayısındaki “İşin Çapağı” bölümü, Ankara Goethe Institut Galeri Vitrin’de gerçekleşen “Geçici Yerleşik” sergisini odağına alıyor. Eda Gizem Uğur ve Serinay Gündüz ile gerçekleştirilen söyleşi; sergi sürecinde atölyeden arta kalan fikir çapaklarına, vitrinin geçici sakinleri olma hallerine, vitrine sığmayan gümüşlüklere bakıyor.
Bu sayıda emeği geçen herkese teşekkür ederiz, iyi okumalar dileriz.
Esra Oskay & Seniha Ünay
