Zamansız Perspektifler

 

Furkan Öztekin

 

“dünyanın yükünü taşıyamadığın sözcüklerin yerini

ansızlıklarda dolaşan anatomiler tamamladı

bana sahilden gülümsediler

adını nostalji koyduğum

zamansız perspektifler”1

 

Yusuf Sevinçli, Tumult Sergisinden Genel Görünüm, 2024

Yusuf Sevinçli’nin Galerist’te açtığı son kişisel sergisi, siyah beyaz fotoğrafların içine gizlediği çok sesli anlatıları gün yüzüne çıkarıyor2. Kelime olarak gürültü, karışıklık, kargaşa ve heyecan anlamına gelen “Tumult”, sanatçının son dönem üretimlerinden oluşuyor. Sergi, sırtını masalsı bir gerçekliğe yaslamaktan asla çekinmiyor. Aksine  bunu, kendine bir yöntem olarak belirliyor. Aralarında uyum bulunmayan düzensiz seslerin bütünü anlamını da karşılayan “Tumult”, Sevinçli’nin iki farklı anlatı üzerinden oluşturduğu dünyasına işaret ediyor. Tamamen siyah beyaz fotoğrafla inşa edilen bu dünyada, içerisi ve dışarısı arasındaki fark git gitgide bulanıklaşıyor. Gece ve gündüzün ayırt edilemediği, yarı karanlık bir hikâyeye ortak ediyor izleyiciyi. Serginin fonunu oluşturan yeşil ve bej renkli duvarlar, Sevinçli’nin siyah beyaz lekeleriyle ittifak kuruyor. Bu lekeler geçmiş, şimdi ve gelecek arasında belirsiz bir yerde konumlanıyor. Zaman belirtmekten tam anlamıyla kaçınıyor. Bu zamansızlık durumu da Sevinçli’nin karanlık atmosferine katkıda bulunuyor.

Yusuf Sevinçli, Tumult 031 Cyprus, 2020, Archival pigment print, 30 x 45 cm, Ed. of 5 + 1 AP

Peyzajların sıklıkla karşımıza çıktığı sergide, önünde en çok vakit geçirdiğim iş Tumult 031 Cyprus oluyor. Fotoğrafta manzaranın ortasında duran, birbirine eş büyüklükte ağaç ve kaya parçasına rastlıyoruz. Aralarından yol geçse de hatıra fotoğrafında yan yana duran insanlar gibi izleyiciyi selamlıyorlar. Günler uzuyor. Geceler kısalıyor. Bazen güneşin altında bazen de ay ışığının altında dinleniyorlar. Böylelikle aralarından gölge hiçbir zaman eksik olmuyor. Aynı zamanda bu fotoğraf, doğada karşımıza çıkan zıtlıkların birlikteliğine işaret ediyor. Bu zıtlıklar, birbirinden tamamen farklı noktaları gösterse de aralarındaki sessiz diyaloğa şahit oluyoruz. Tumult 031 Cyprus ve sergide yer alan diğer sakin peyzaj tasvirleri, daha yoğun ve kişisel manzaralarla diyaloğa giriyor; bazen içe bazen dışa açılan pencerelere dönüşüyor.3 Sevinçli, sergi metninde de sıklıkla karşımıza çıkan ve bir bütünün iki parçaya bölünmesi anlamına gelen dikotomileri “Tumult” sergisinin ana eksenine oturtuyor.

“Tumult” sergisinde, zıt olma halini eserlerin yan yanalığı (belki de bir aradalığı) üzerinden de okumak mümkün. Örneğin Sevinçli, film sahnesinden alınmış hissiyatını veren fotoğraflarında içerisi ve dışarısı arasındaki ayrımı yumuşak geçişlerle ele alıyor. Sergideki en eski tarihli eserlerden olan Tumult 001 Paris’te perdenin önünde duran kısa saçlı bir kadını görüyoruz. Hemen sol yanında bulunan Tumult Easter Bonfire 008 Cyprus’ta ise terkedilmiş bir evin önündeki paskalya ateşi bizi karşılıyor. Kış günü sahillerde yanan, aynı anda hem üşüyüp hem de sıcakladığımız ateşleri akıllara getiriyor. Sanatçı ve şair Ece Eldek’in “Tumult” sergisinden ilhamla kaleme aldığı şiirindeki gibi Sevinçli’nin kadrajlarında ağırladığı yorgun misafirleri  birbirlerine karşı fısıldıyor.4 Fısıltıları duyamıyoruz ama denizden karaya esen bir rüzgar gibi hissedebiliyoruz.

Yusuf Sevinçli, Tumult Easter Bonfire 008 Cyprus, Archival pigment print, 50 x 75 cm, Ed. of 5 + 1 AP

Yusuf Sevinçli, Tumult 001 Paris, 2019, Archival pigment print, 50 x 75 cm, Ed. of 5 + 1 AP

Yusuf Sevinçli, renklerin hiçbir zaman var olmadığı rüyalarından kesitler olarak düşünebileceğimiz Tumult sergisinde, ışık ve gölgeyi etkin bir şekilde kullanıyor. Gördüklerini ışık gölgeyle anlamlandırıyor. Bu yüzden fotoğraflarında kontrastın gücünü iliklerimize kadar hissediyor, hayal ile gerçek arasında arafta kalıyoruz.5 Tbilisi ve La Rochelle isimli fotoğrafları, sergide güçlü kontrastları ile öne çıkmayı başarıyor. Beyaz zambaklar ve tavus kuşları, bulundukları karanlıktan sıyrılıp kendi görünürlüklerinin peşine düşüyor. Siyah ve beyazın bitmek bilmeyen yoldaşlığı, sessiz bir gerilime sebep oluyor. Yine aynı şekilde bu gerilim, tekinsiz bir atmosfere ve ne olacağını kestiremediğimiz anlara doğru sürüklüyor izleyiciyi. Sevinçli, zamansızlık üzerinden kurguladığı, rüya ve gerçek arasında sıkışıp kalmış kadrajlarına bilinmezlikle devam ediyor. 

“Tumult” sergisinin ana hattını oluşturan zıtlıklara dönecek olursak, serginin adı her ne kadar gürültüyü çağrıştırsa da, sanatçının kadrajları rahatsız edici bir sessizlik sunuyor. Sessizliği sadece hisler üzerinden düşünebiliyoruz. Sergide yer alan bazı eserlerin pandemi döneminde üretildiğini düşünürsek, Sevinçli’nin gördüğü ve algıladığı çevreye olan bakışı, son zamanlarda içinden geçtiğimiz felaket senaryolarını çağrıştırıyor. Pandemi zamanında üretimlerine hız kesmeden devam eden sanatçı, yer aldığı çevrimiçi bir sergide o döneme dair şunları söylüyor; “Bugünlerde sürekli yaptığım gibi salondaki koltuğumda sakin sakin otururken dışarıda gözüme takılan kargaları telefonum ve bir dürbün yardımıyla çektim. Salgın hakkında bir değerlendirme değil, fakat her şeyin duruyor hissi verdiği bir dönemde zamanın hâlâ aktığına dair küçük bir gözlem.”6

Sol: Yusuf Sevinçli, Tumult 039  Tbilisi, 2022, Archival pigment print, 18 x 12 cm, Ed. of 5 + 1 AP Sağ: Yusuf Sevinçli, Tumult 042  La Rochellei, 2022, Archival pigment print, 18 x 12 cm, Ed. of 5 + 1 AP

Yusuf Sevinçli, Tumult Sergisinden Genel Görünüm, 2024

Sevinçli, son dört yıllık üretimlerini izleyebildiğimiz “Tumult” sergisinde, her şeyin duruyor hissi verdiği bir gerçekliği sahiplenerek izleyicinin zaman algısıyla oynuyor. Sanatçının titizlikle seçtiği kadrajlardan yansıyan masalsı anlatı hiç zorlanmadan izleyiciye nüfuz ediyor. Hatta bu hissiyat izleyiciyi adeta bir zaman tünelinin içine sokuyor.7 Nereye gittiğimizi bilmeden dolaştırıp duruyor. Böylelikle sergi mekânının ham estetiğiyle bütünleşen kadrajları dikkatle geziyor, rüya ve gerçek arasında sıkışmış sahneleri onunla beraber düşlüyoruz. Son olarak Yusuf Sevinçli’nin “Tumult” sergisine akordiyon formatındaki sekizinci fotoğraf kitabının eşlik ettiğini de eklemekte fayda var. Karanlık odada sanatçı tarafından basılan fotoğraflardan oluşan bu kitap, Sevinçli’nin yıllardır devam ettirdiği analog fotoğraf sürecini yalın ve etkili bir şekilde sunuyor. Fotoğraf yüzeyinde oluşan grenlerin arkasına gizlenmiş hikâyeleri gün yüzüne çıkarıyor.

Yusuf Sevinçli, Tumult Sergisinden Genel Görünüm, 2024

 

Notlar

1 Ece Eldek, Taşlar ve Sahiller, 2024 https://sanayi313.com/tr/paper/finds-tr/tumult-bir-butunun-iki-parcasi/ 

2 Sergi, 12 Ocak – 24 Şubat 2024 tarihleri arasında gerçekleşmiştir.

3 Yusuf Sevinçli, Tumult, Sergi Bülteni, Galerist, 12.01.2024

4 Ece Eldek, Taşlar ve Sahiller, 2024 https://sanayi313.com/tr/paper/finds-tr/tumult-bir-butunun-iki-parcasi/

5 Çelenk Bafra, Gölgeler âleminde bir göz: Yusuf Sevinçli’den ‘Oculus’!, Hürriyet, 01.04.2018

6 Unlimited, İstanbul Modern’den çevrimiçi sergi: Pandemi Günlerinde Fotoğraf, 05.06.2020

7 Sebla Tanık, Tumult: Bir Bütünün İki Parçası, Sanayi 313, 15.02.2024