Güncel Sanat Arşivi’nin Yolculuğu / Burçin Nilay Kalınbayrak
Söyleşi: Seniha Ünay
2014 yılında kurulan Güncel Sanat Arşivi, sanat üretimlerinin izini sürüyor, güncel olanı belgeliyor ve geleceğe taşıyor. Kurucusu Burçin Nilay Kalınbayrak ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi, kişisel bir istekle başlayan ve zamanla kolektif belleğe dönüşen arşivin hikâyesine odaklanıyor. Bu söyleşide, zaman içerisinde hem üretim hem paylaşım pratiklerinde yollarımızın kesiştiği Güncel Sanat Arşivi’yle yeniden ortaklaşmak benim için oldukça anlamlı, umarım sizin için de paylaşmaya ve hatırlamaya alan açan bir karşılaşma olur.
Çapak’ın bu sayısının teması “Zor Miras”. Zor Miras, unutulanla hatırlanan arasındaki kırılgan dengenin politikasını vurguluyor biraz… Bu anlamda Güncel Sanat Arşivi, güncel olanın kaydını tutan bir ara alan olarak kıymetli bir durak. Güncel Sanat Arşivi’ni kurarken yola çıkış noktanız neydi? Sizi bu fikre götüren kişisel ya da daha geniş ölçekli bir motivasyon var mıydı?
Güzel sözleriniz için teşekkür ederim. Özellikle bu tema için Güncel Sanat Arşivi’ni düşünmeniz beni çok mutlu etti ve bu sayede arşivi detaylıca tekrar gözden geçirme fırsatı buldum.
Yola çıkış noktam çok netti: Paylaşma isteği. Bunu açıklayabilmek için biraz geriye gitmem gerekiyor. Kendimi bildim bileli sanatla iç içeyim. Annem Mimar Sinan Mezunu bir ressam. Dinçer Erimez, Adnan Çoker, Hilmi Yavuz, Devrim Erbil gibi sanatçılar annemin hocalarıydı; onun okul hikâyeleri bizi her zaman etkilemiştir. Annemin tabloları evin bütün duvarlarında asılıdır, onlara bakarak büyüdük. Annem, sürekli üretir, sadece bizi değil tanıdığı herkesi sanatına dahil eder ve öğretmeyi çok sever.
Annem Semra Kalınbayrak, Mezuniyet Sunumunda Adnan Çoker ile, Mimar Sinan Üniversitesi, İstanbul, 1989
Babam ise teknolojiye çok meraklıdır, onun bu tutkusu sebebiyle evde her zaman çeşitli fotoğraf makineleri ve kameralar olmuştur. Bu sayede çok erken yaşlarda fotoğraf çekmeye başladım. Ayrıca, babam okuduğu romanları, özellikle yolculuk yaptığımız zamanlarda heyecanla anlatmayı, ilginç bulduğu şeyleri bizimle paylaşmayı her zaman çok sevmiştir. Dedemin de elinden asla kitap düşmezdi, her zaman oturduğu koltukta sürekli kitap okur; disiplinli ve sakin duruşuyla bize güven verirdi. Anneannem ise çok düzenliydi ve görselliği çok önemserdi. Yaptığı sanat eseri gibi el işlerini sevdiklerine hediye etmeye ve usta şeflerin tabakları gibi süslediği yemeklerle kalabalık ziyafet sofraları hazırlamaya bayılırdı. Sovyetler’de doğup büyüdüğü zamanları anlattığı hikâyeler bizi büyülerdi ve hayal gücümüzü genişletti. Ablam da harika bir yol gösterici ve eğitmendir, matematiği onun sayesinde daha çok sevdim.
Kısacası ailemin; bildiklerini, gördüklerini, tecrübe ettiklerini ve ürettiklerini paylaşma tutkusuyla büyüdüm. Evimizde çeşitli sanat malzemeleri, müzik aletleri, sanat kitapları ve dergiler her zaman vardı. Harika bir çocukluk geçirdim ve tüm bunlar beni bugün olduğum kişi yaptı.
Burçin Nilay Kalınbayrak, “Sevdiklerim, Özlediklerim Anneannem Fahriye ve Dedem Cevdet”, Kağıt Üzerine Mürekkep, 15×10 cm, 2023, “En Eski Arkadaşımsın Ama Seni Tanımıyorum” Serisinden
Diğer bir önemli nokta ise bir şeyi aradığımda onu kolayca bulma isteğim. Bunun için de elimden geldiğince düzenli olmaya çalışırım. Günlük kullandığım ya da sakladığım eşyaları, fotoğrafları, kitapları, projeleri ve daha birçok şeyi tarihe, yere ya da farklı kategorilere ayırmayı ve düzenlemeyi her zaman sevmişimdir. Arşiv yapmak için bunun da önemli olduğunu düşünüyorum. Ama bu sürecin, arşiv niteliği kazanması yine paylaşmakla ilgili.
Bu açıdan bakıldığında, Güncel Sanat Arşivi’nden önce de sergi gezerdim, fotoğraf çekerdim, saklardım, düzenlerdim. Ama bunları herkesle paylaşmaya kadar verdiğimde, işte o zaman arşiv başlamış oldu. Bir instagram hesabı açtım ve 14 Şubat 2014’te ilk paylaşımımı yaptım. Paylaştığım ilk sergi, annemin “Doğa’nın İzinden” isimli Ankara’daki kişisel sergisiydi. O zamandan beri de paylaşmaya devam ediyorum. Kısacası, Güncel Sanat Arşivi çok kişisel bir güdüyle başladı ama her zaman sosyal bir karakteri de içerdi ve bu şekilde devam ediyor.
Güncel Sanat Arşivi, Instagram’da Paylaşılan İlk Fotoğraf, 14.12.2014.
Türkiye’de arşiv kültürünün çok güçlü olmadığını da söyleyebiliriz. Sizce arşiv yapmanın temel dinamikleri nelerdir? Neyi, nasıl, hangi ölçütlerde arşivliyorsunuz mesela? Bir yöntemden bahsetmek mümkün mü sizin için?
İlk soruda Güncel Sanat Arşivi’ni “güncel olanın kaydını tutan bir alan” olarak tanımladınız. Bu tanımı çok sevdim. Buna ek olarak, Güncel Sanat Arşivi’nin, geçmişten dayanağını alan ve geleceğe de umutla bakan bir yanı var. Ama aslolan bugün! Bugünün nasıl düne dönüşeceği ve yarına neler götüreceği, onu saklamak ve hatırlamakla mümkün. Bunu nasıl yapacağımız konusu ise arşiv meselesini ortaya çıkarıyor.
Arşiv yaparken temel dinamiklerimin başında sevmek geliyor. Sergi gezmeyi, yeni işler keşfetmeyi, açılışlarda ve sonrasında dostlarla sohbet etmeyi, sanat projeleri yapmayı ve üretmeyi seviyorum. Sergilerde ya da projelerde fotoğraf ve video çekmek, bunları düzenlemek ve kurgulamaktan keyif alıyorum. Bazen vapurla dönerken düzenliyorum videoları, bazen evde sakin kafayla kurguluyorum. Neler çıkacağı beni hep heyecanlandırıyor.
Jeppe Hein, “Dönen Ayna Nesne II”, 141x141x43 cm, 2013. Hayri Çizel, “Sanatçının Atölyesi”, Tuval Üzerine Yağlı Boya, 64×78 cm. “Görme Biçimleri” Sergisinden, Küratörler: Sam Bardaouil ve Till Fellrath, Arter, İstanbul, 02.06-13.08.2017
En önemli dinamiklerden bir diğeri de görsel anlatım. En başından beri, eserleri öne çıkaran, sade bir anlatım benimsedim. Bu, zamanla Güncel Sanat Arşivi’nin tarzı oldu: Özgün ve nesnel. Bunun için, çektiğim fotoğraf ve videoların düzgün ve net ama aynı zamanda dikkat çekici olmasına özen gösteriyorum.
Sergilenen işleri farklı açılardan ve derinliklerden, anlaşılır şekilde kaydetmeye çalışıyorum. Renklerin ve atmosferin en yalın şekilde, olduğu gibi yansıması için düzenlemeleri minumumda tutuyorum. Bunların yanında bir sergiyi kaydederken işlerin hem tek başına, diğerlerinden bağımsız olarak hem de diğerleriyle ilişkili şekilde, bütünsel olarak nasıl göründüğüne odaklanıyorum. Ayrıca, işlerin mekânla nasıl bütünleştiğini de görmek ve göstermek istiyorum.
Kısacası, anlatım açısından, arşivin dilinin açık ve düzenli olmasını önemsiyorum. Böylece bir sergiyi, Güncel Sanat Arşivi vasıtasıyla gören izleyiciler, kendi bakış açılarına göre sergiyi yorumlayabilir ya da o sergiyle ilgili görsel kaynağa ihtiyacı olan araştırmacılar, fotoğraf ve videoları yorumsuz bir şekilde kullanabilirler.
“Vera Hafızaları: Başlangıç” Sergisinden, Güncel Sanat Arşivi Projesi, Vera Kültür Sanat, Tokat, 17.02-21.03.2020
Güncel Sanat Arşivi’nin çıkış noktası paylaşmak olduğundan, etkileşim en temel dinamiklerden bir diğeri. Etkileşim, arşivi yaşayan ve dönüşen bir yapı haline getiriyor. Farklı disiplinlerden ve deneyimlerden gelen araştırmacıların etkileşimlerine açık olması, arşivin sınırlarını genişletiyor. Bu açıdan arşivin; yeniden yorumlanabilen, paylaşımlarla zenginleşen, birlikte üretimle çoğalan, böylece sürekliliğini koruyarak güncel kalan bir yapısı var.
Bu, aynı zamanda özgünlük konusuyla da ilişkili. Arşivi yaparken, uzun bir süre sadece kendi çektiğim fotoğrafları kullandım. Bu, iki sebepten önemliydi. Birincisi, arşivin ancak bu şekilde özgün olabileceğini düşünüyordum. Artık böyle düşünmüyorum. Tam tersi, başkalarının bakış açılarını arşive eklemek, etkileşime açık olmak onu daha da özgün hale getiriyor. Artık kendi çekmediğim fotoğrafları da arşive dahil ediyorum, tabii ki kaynak belirtmek suretiyle. Bu hassasiyeti, benim fotoğraflarımı ve videolarımı kullananlardan da bekliyorum. İkinci sebepse çok basit, daha önce de söylediğim gibi sergi gezmeyi, işleri birebir ilk kez görmeyi, fotoğraf ve video çekmeyi seviyorum. Güncel Sanat Arşivi’nin en özel amacı da budur: “Bir sanat eserini ilk kez görmenin heyecanını saklı tutmaktır. Çünkü o heyecanın da kendine ait bir hikâyesi vardır: İlk izlenimin hikâyesi.”
Neyi arşivlediğime gelecek olursak; Güncel Sanat Arşivi, başlangıçta bir “sergi arşivi” olarak yola çıktı. Temel amacım, bizzat ziyaret ettiğim sergilerdeki gözlemlerimi, fotoğraf ve videolarla kayıt altına alarak izleyicilerle paylaşmaktı. Bu süreçte, bazen günde 16; ayda 29 farklı sergi gezdiğim oldu. Arşivdeki içeriklerin 300’e yakını sadece benim gezip kaydettiğim sergilerden oluşuyor.
Ama zamanla arşiv gelişmeye, değişmeye ve evrilmeye başladı; sadece sergi gezmenin ötesine geçti. Sanatçı dostlarımla, akademisyenlerle, sanat mekânlarıyla projeler üretmeye başladık. “Anlatılar Söyleşi Serisi”, “Vera Hafızaları: Başlangıç”, “Atölyedeki Sanatçı”, “Sanatçı ve Malzeme”, “Sergi Hikâyeleri”, “Art Tech Dialogues”, “Sergi Gez Sergi Yaz” bu projelerden bazıları. İçerik konusunda ablamın da desteğini alıyorum, ona danıştığım çok şey oluyor ve onun düşünce ve fikirleri bana yol gösteriyor.
“Sanatçı ve Malzeme 2: Benden Güçlü”, Güncel Sanat Arşivi ve Kova Art Space İş Birliğiyle, Ankara 16.12.2018. Soldan Sağa: Ozan Güven, Funda Susamoğlu, Burçin Nilay Kalınbayrak, Aslı Işıksal, Seval Şener. Fotoğraf: Esin Aykanat Avcı
Diğer yandan, çeşitli sanat metinleri de arşive zamanla dahil oldu. Bazen, beni çok etkileyen sergiler, sanatçılar ya da sanata dair farklı konular hakkında denemeler yazıyorum ve söyleşiler yapıyorum. Burada, 2017 Sharjah Bienali’nin İstanbul ayağında izlediğim sergi üzerine kaleme aldığım bir yazıdan bahsetmek isterim. Abud Efendi Konağı’nın büyüleyici atmosferinde gerçekleşen sergi hem içeriği hem sergileme modeliyle zihnimde güçlü bir etki bırakmıştı. O serginin, bir sanat deneyimi olarak beni ne kadar düşündürdüğü ve sergiyi hatırladıkça ne kadar mutlu olduğum o yazı sayesinde somutlaştı.
Bununla birlikte, çok severek yaptığım çeviriler de zamanla arşivin bir parçası haline geldi. Genellikle yaptığımız söyleşileri ve projeleri İngilizce’ye çeviriyorum. Anlatılar Söyleşi Serisi buna örnek gösterilebilir. Tüm bunlara ek olarak, sanatçıların ve akademisyenlerin talepleri ve izinleri dahilinde, makalelerini ve yazılarını da arşive ekliyorum.
“Sergi Gez Sergi Yaz” projesi, 2018 yılında Güncel Sanat Arşivi’nin 4. yılını doldurması vesilesiyle Gerçek Kötüler Sanat Kolektifi ve İstanbul Art News iş birliğiyle gerçekleştirilmiştir. Afiş: Sevda Kal Sözer
Bunların yanında eğitimler de düzenlemeye başladım. Bu eğitimler, sanat projeleri yazımına ve sanat destek programlarına başvuru süreçlerine dair temel bir bilgilendirme sunmayı amaçlıyor. Genellikle üniversite öğrencilerine dersler veriyorum ya da farklı sanat mekânlarıyla iş birlikleri yaparak atölyeler düzenliyorum. Bu eğitimlerde, katılımcıların proje yazım becerilerini geliştirmelerine yardımcı olmak ve başvuru yapmaları için onları cesaretlendirmek benim için son derece kıymetli.
Nasıl arşivlediğime gelecek olursak, Güncel Sanat Arşivi öncelikle görsel bir arşiv. Makaleler, yazılar, çeviriler, eğitimler de arşivin bir parçası ama büyük çoğunluğu görsel çıktılardan oluşuyor. Çıktıların neredeyse hepsi dijital fotoğraf ve videolardan oluşuyor. Eskiden, sergi kataloglarını, sergi davetiyelerini, dergileri ve benzeri basılı kaynakları da arşivlerdim ama artık bunu yapmıyorum. Her şeyin dijital olması çok daha kolay ve rahat.
Arşivde yer alan içerikleri kayıt altına almak için kronolojik bir listeleme yöntemi kullanıyorum. Arşiv; 2014’te Ankara’daki sergilerle başlıyor, 2016 sonrasında İstanbul’daki sergileri de içerecek şekilde genişliyor. Zaman zaman Türkiye’nin farklı şehirlerinden ya da dünyadan sergileri de arşive ekliyorum. Bu listedeki sergileri, sosyal medya hesaplarında ve internet sitesinde yayımlanmış ya da yayıma hazır olup olmadıklarına göre renklere ayırıp kolay ulaşabilmek için yayımlandıkları tüm linkleri listeye ekliyorum. Bu sıralama ve ayrımlara göre belirlenmiş, sergiyle ilgili tüm anahtar bilgileri içerecek şekilde sergileri dosyalıyorum ve dijital olarak arşivliyorum. Bunu sadece sergiler için değil, projeler ve diğer tüm içerikler için uyguluyorum.
“Atölyedeki Sanatçı: Feyzi Çelikten”, Güncel Sanat Arşivi Projesi, Esin Aykanat Avcı İş Birliğiyle, Feyzi Çelikten’in Atölyesinde, Eskişehir, Ekim 2018
Arşivi paylaşmak içinse öncelikle Instagram’ı kullanıyorum. Instagram, Güncel Sanat Arşivi’nin “görsel arşiv” karakterine çok uygun. 2014’ten bu yana Instagram’da yaşanan değişimler, arşivi de görsel açıdan etkiledi. Eskiden sadece kare fotoğraflar paylaşabiliyorken şimdi sadece instagramın kendi kurgu programını kullanarak bile harika videolar üretebiliyorsunuz.
Instagram dışındaki diğer öncelikli paylaşım noktası, Güncel Sanat Arşivi’nin internet sitesi. Bu, sadece görsel çıktıların değil, yazılı kaynakların da paylaşıldığı yer. İnternet sitesinin en güzel yanı, sadece arama yapmakla kalmıyor, aylara ve yıllara göre arşiv taraması da yapabiliyorsunuz. Bu, bir arşiv için çok önemli. Bunlar dışında Facebook, YouTube ve LinkedIn de kullandığım platformlar arasında. Teknolojideki yenilikler, pratikliğe öncü olduğu ve etkileşimi artırdığı sürece başka platformaları da kullanabilirim.
28. İstanbul Sanat Fuarı, Artist Deneyim, TÜYAP, İstanbul 10–18 Kasım 2018. Afiş: Aygün Kalınbayrak Ercan
Bütün bu bahsettiğim sergiler, projeler, eğitimler, yazılar ve çeviriler Güncel Sanat Arşivi’nin internet sitesinde ve sosyal medya platformlarında arşivlenmiş olarak erişime açık; ayrıca hepsi ve daha fazlası Google Drive’da yedekleniyor. Tüm bunların ortak noktası, güncel sanatla ilgili deneyim ve birikimi arşivlemek ve paylaşmak diyebilirim. Bu sayede insanlar, mekânlar ve şehirler arasında köprüler; izleyici, eser, sanatçı ve mekân arasında bağlar kurmaya çalışıyorum. Bu çerçevede arşiv, amacını sürdürmeye devam ediyor: Sürekli gelişen ve herkesin erişebileceği özgün bir kaynak oluşturmak.
Lisans eğitiminizi uluslararası ilişkiler alanında, yüksek lisansınızı resim alanında yapıyorsunuz. Bildiğimiz kadarıyla sonrasında da doktora eğitiminde yine uluslararası ilişkilere yöneliyorsunuz. Sanat /siyaset arasında hem teorik hem uygulamaya dayalı bu deneyiminizin ardından bu iki alanın kesişimi sizin arşiv fikrinizi nasıl şekillendirdi? Her iki alanın arşive yaslı yüzünde dengeler nasıl size göre?
Lisans eğitimimi Hacettepe İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümünde tamamladım. Aynı üniversitede, Resim ve Uluslararası İlişkiler Bölümlerinde Yüksek Lisans yaptım. Sonra Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünde Doktoraya başladım ama İstanbul’a gidip proje yönetimi alanında çalışmaya başlayınca devam etmedim. Buradan yola çıkarsak, deneyimlerimi sadece sanat ve siyasetin kesişimiyle sınırlamak benim için zor olur. Bunu, çok disiplinli bir bakış açısına sahip olmama bağlayabilirim. Bunun yine ailem sayesinde olduğunu düşünüyorum.
Semra Kalınbayrak, “Kumsalda Çocuklar”, Tuval Üzerine Yağlı Boya, 50×70 cm, 2022. Fotoğraf: Güncel Sanat Arşivi
Annemin ressam olmasından bahsettim ama kendisi aynı zamanda yıllarca muhasebeci olarak çalıştı. Yirmi sekiz yaşındayken Mimar Sinan Üniversitesinin (o zamanki adıyla İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi) yetenek sınavlarını, hiçbir kurs almadan birincilikle kazandığında, vergi dairesinde müdür yardımcısıydı. Babam makine mühendisi ve tarih konusunda çok bilgili. Ayrıca babamın film tutkusunun bir yansıması olarak, 80’li yılların sonunda işlettiği video kaset dükkanı sayesinde küçük yaşlarda filmlerin büyüsüyle tanıştık. Anneannem, aşçılığı ve el becerisi yanında hesap yapmayı çok iyi bilirdi, inanılmaz bir yer yön duygusu vardı, pusula gibi bir insandı, elinden gelmeyen iş yoktu. Dedem ise muhasebeciydi, bize matematik derslerinde yardım ederdi ve aynı zamanda çok güzel desenler çizer, estetiğe çok önem verirdi. Ablam ODTÜ mimarlık mezunu ve doktorasını mimarlık tarihi üzerine yaptı. Bir mimar olarak arkeolojik kazılarda yer alan sayılı kişilerdendir, aynı zamanda müzik yapar.
Kısacası ben de ailem gibi hiçbir zaman tek bir şeye odaklanmadım. İlgi duyduğum farklı alanları deneyimlememi sağlayacak ve bunu sürdürecek cesaret, azim, kararlılık, heyecan, hayalgücü ve disiplin, ailemin herbir bireyi tarafından bana aktarıldı. Bu konuda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Şu an yazılım alanında çalışıyorum ve resim, müzik, çeviri, fotoğraf, video, sinema, tarih, felsefe, matematik, geometri hayatımın her zaman bir parçası oldu ve olmaya devam ediyor.
Burçin Nilay Kalınbayrak, “Boş III”, Kağıt Üzerine Mürekkep, 54×39 cm, 2011, Yalnızlığın Çözümlenmesi Serisinden
Bu açıdan, Uluslararası İlişkiler tam bana göre bir bölümdü, bahsettiğim disiplinlerin çoğunu içeriyordu. Çok keyif alarak okudum ve gördüm ki sanat; tarihi, felsefeyi, siyaseti, matematiği, her şeyi kapsıyor. Tarih kitapları her zaman tablolardan bahsetmeyebilir ama tablolarda her zaman tarihi izleyebilirsiniz. Tek bir portre bile size bir dönemi anlatabilir. Sanat her şeyi arşivler, saklar ama aynı zamanda ortaya çıkarır: Savaşlar, barışlar, hükümdarlar, filozoflar, zaferler, duygular… Sanat olmadan diğer disiplinleri anlamak mümkün elbette ama nasıl söyleyeyim, biraz yavan kalır sanırım. O yüzden Atatürk o kadar haklı ki: “Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.”
Burçin Nilay Kalınbayrak, “Boş I”, Kağıt Üzerine Mürekkep, 39×54 cm, 2011, Yalnızlığın Çözümlenmesi Serisinden
Bunların, arşivi nasıl şekillendirdiğinden bahsedecek olursak; yaratıcı ve görsel algımın sosyal bilimlerle iç içe gelişmiş olması, biçim ve içerik arasındaki ilişkiyi farklı açılardan incelememe zemin hazırlıyor. Çeşitli alanlara duyduğum ilgi, disiplinler arasında köprüler kurabilmemi ve bu etkileşimi, uygulamaya dönüştürebilmemi sağlıyor. Bu, proje yönetimi alanındaki deneyimlerimi sanata aktarmamda bana avantaj sağlarken sanatla ilgisiz gibi görünen projeleri de yaratıcı bir bakışla ele almama imkân tanıyor. Tüm bunlar doğal bir şekilde arşivin kendisine de yansıyor.
Bu noktada, arşivi biçimsel olarak yalın ve sade tutarak sanatçıyı ve eseri doğrudan yansıtmayı önemsiyorum. Bununla birlikte, eserlerin duygusal yönünü vurgulayan dramatik bir görsellikten yararlanmayı da seviyorum. İçerik olarak ise arşiv, farklı disiplinleri ve alanları kapsamanın ötesine geçiyor. Yüzünü eleştirel düşünceye döndüğü kadar ilham veren geleneksel, tarihi anlardan da beslenen bir yapıya sahip.
Olaf Metzel, “Toplama Merkezi”, Galata Rum Okulu, 15. İstanbul Bienali: İyi Bir Komşu, 16.09- 12.11.2017. Fotoğraf: Necla Hacıfazloğlu
Benim de Güncel Sanat Arşivi bünyesinde bir projeye dahil olma şansım olmuştu. 2020–2021 yılları arasında sizinle yürüttüğümüz Anlatılar Söyleşi Serisi, 12 ay boyunca 12 sanatçıyla gerçekleştirilen ve Türkçe-İngilizce yayımlanan bir proje olmuştu. Sizce bu çift dilli yayın deneyimi arşiv fikrine nasıl bir katkı sağladı? Farklı dillerde yayımlamak, arşivin erişilebilirliği ve kalıcılığı açısından nasıl bir fark yaratıyor?
Harika bir projeydi, çok kıymetli sanatçılarla çalışma fırsatımız oldu. Sanatları ne kadar göz alıcıysa kendilerinin de o kadar mütevazı insanlar olduğunu görmek çok etkileyiciydi. Bu projenin Türkçe-İngilizce olması, öncelikli hedeflerimizden biriydi. Bu, sadece teknik bir tercih değil, aynı zamanda üretim sürecinin temelini oluşturan bir yaklaşımdı. Bunun hem arşive hem bize çok boyutlu katkıları oldu.
Farklı diller, kelimeleri ve cümleleri çevirmenin ötesinde farklı kültürel zeminlerde, hem yerel hem küresel ölçekte düşünmeyi sağlıyor. Bu durum; arşivin bakış açısını genişleterek, kültürler ve düşünceler arası bağ kurma kapasitesini yükseltti ve arşive zaman içinde daha fazla kişiye ulaşma şansı verdi. Bu açıdan, yalnızca güçlü içeriğiyle değil, aynı zamanda bu içerikleri geniş kitlelerle paylaşabilme potansiyeli ile de anlam kazandı.
Diğer yandan bu proje, arşivin kendi hedeflerine ulaşma başarısını da gösterdi. Daha önce gezdiğim sergilerde çektiğim ve Güncel Sanat Arşivi’ne eklediğim fotoğrafları, bu proje için de kullanma fırsatımız oldu. Yani arşivin, araştırmacılar için özgün bir kaynak olma hedefini birebir deneyimlemiş olduk.
Bu süreç bireysel olarak bizler için de önemli bir entelektüel gelişim ve nitelikli bir öğrenme süreciydi. Sanatçılarla iletişim, içeriklerin kurgulanması, yayına hazırlık, zaman yönetimi gibi alanlarda kendimizi daha çok geliştirdik.
Bu deneyimin, ileride ortaya çıkacak başka projeler için bir zemin hazırladığını düşünüyorum. Bu proje, bizim için hem içerik hem de yöntem anlamında öncü bir çalışma niteliğinde. Sanatla kurduğumuz dilin sınırlarını görmek ve yeni düşünme biçimleri keşfetmek için güçlü bir örnek olarak arşivde yerini koruyor.
Anlatılar projesi vesilesiyle tanışma fırsatı yakaladığımız değerli sanatçı Nur Koçak, sergime gelme nezaketini göstermişti. Burçin Nilay Kalınbayrak, “En Eski Arkadaşımsın Ama Seni Tanımıyorum” sergisinden, FinArt Studio, Kompozit Art Collective ve Güncel Sanat Arşivi iş birliğiyle, FinArt Studio Vitrin, İstanbul, 30.09-14.10.2023. Fotoğraf: Umut Kambak
Türkiye’de güncel sanat üretimlerinin kaydının tutulmasındaki boşlukları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu alandaki temel problemler nedir sizce?
Her arşiv kendi amaçlarına ve önceliklerine göre değerlendirilebilir, varsa problemleri ve boşlukları buna göre belirlenebilir. Güncel Sanat Arşivi üzerinden örnek vermem gerekirse burada en önemli nokta, paylaşmak ve paylaşırken sanatçı ve sanat eserini yalın ve yorumsuz bir şekilde aktarmak. Ama nihai çıktı, benim süzgecimden geçiyor, yani bu arşiv, nesnel olduğu kadar öznel de. Bu tür bir yaklaşım, eleştirel bir biçimde değerlendirilebileceği gibi arşive, kendine özgü bir karakter de kazandırıyor. Temel olarak söz konusu arşiv; araştırmalara katkı sağlayan bir kaynak olarak kullanılabilirse bir saklama alanı olmaktan çıkararak paylaşımı önemsiyorsa ve özgünlüğünü koruyarak etkileşime açıksa ilgiyle incelenebilir ve faydalı olabilir diye düşünüyorum. Ama bu özellikler zorunlu değil elbette, asıl belirleyici olan, söz konusu arşivin amacıyla sizinkinin uyuşması. Amacınız her zaman araştırmanızda kullanmak üzere arşivleri taramak olmayabilir, amaç eski bir fotoğraf arşivine sadece bakmak da olabilir. Bu tamamen arşivi inceleyenin tasarrufunda.
“Kritik Dokümantasyon” Sergileri Üzerine Antialan İnisiyatifi ile Söyleşi, Galeri Foyart, Ankara, 27.05-08.06.2016. Fotoğraf: Aygün Kalınbayrak Ercan
Güncel Sanat Arşivi’nin geleceği için ne hayal ediyorsunuz? Hedefleriniz, projeleriniz var mı?
Güncel Sanat Arşivi, hayatımın bir parçası. Bu yüzden sürdürmesi kolay ve keyifli. Bazen uzaklaşıyorum, bazen sığındığım bir liman oluyor. Birlikte büyüdük, geliştik, değiştik, evrildik; 2026 Şubat’ında on iki sene olacak, az değil. Kendimi ait hissettiğim, en özgür olduğum yer Güncel Sanat Arşivi. Beni her zaman destekleyen, bana cesaret veren, ailemden biri gibi. Güncel Sanat Arşivi hep burada, her zaman iletişime ve etkileşime açık, yeni proje fikirleriyle dolu ve harekete geçmeye hazır. Gelecekte, Güncel Sanat Arşivi’nin heyecanı ve sürekliliği birilerine ilham olursa bu beni çok mutlu eder.
Burçin Nilay Kalınbayrak, “Güncel Sanat Arşivi Seçkisi” Sergi Kurulumdan, Artist Deneyim, 28. İstanbul Sanat Fuarı, Tüyap, İstanbul, 10 -18.11.2018. Fotoğraf: Funda Susamoğlu
Söyleşide yer alan fotoğraflar, Güncel Sanat Arşivi’nden alınmış olup izinleri dâhilinde kullanılmıştır.
