Önsöz
İnsanı hayvandan, hayvanı bitkiden ayırmak için kurduğumuz sınırlar her dönem değişirken ayrımın kriterleri de yeniden belirlenir. Hangi canlının yaşamı yaşamdan sayılır? Hangi beden korunur, hangi beden harcanır? İnsanmerkezci bir perspektifte bu soruların cevabı net görünür. İnsanın hayvandan üstün olduğuna, bitkilerin cansız olduğuna olan inancımız kolay kolay sarsılmaz. Oysa “Canlılar Hiçe Ayrılır”; türler birbirine yoldaştır, yollarımız sürekli kesişir. Çapak’ın 14. sayısı bu başlık çerçevesinde bizi sınırlarla değil komşuluklarla, yakınlıklarla düşünmeye davet ediyor.
Deniz Üster, “Kimliğin Plastiği: Canlı Sistemlerde Rejenerasyon, Entegrasyon ve Ortak Varlık” yazısında kimliği sabit bir öz olarak değil, canlı sistemlerin sürekli dönüşen, yenilenen ve birbirine geçen bir süreci olarak ele alıyor. Üster yakın zamanda yaptığı araştırmalarından hareketle ürettiği çalışmaları üzerinden kolektif bir yaşamın imkânlarını, doğanın aktörlerini düşünüyor.
Özge Yağcı, “Olası Sergi İsimleri Üzerinden Bir Sergi Sürecinin İnşası ya da Açık Denizde Hayatta Kalma Rehberi” başlıklı yazısında Kıyı Project’in son sergisi “Pürüzlü Bir Çizgide”nin düşünsel, organizasyonel ve bürokratik sürecinin iç yüzünü anlatıyor. İsimlendirme, çerçeveleme ve anlam kurma pratiklerini açık denizde yol bulmaya benzeten Yağcı, serginin nasıl inşa edildiğini hem bir üretim süreci hem de bir hayatta kalma stratejisi olarak değerlendiriyor.
Bu sayının portfolyo bölümünde Yasin Öztekin’in bedenin sınırları üzerine düşünen çalışmaları yer alıyor. Derinin yüzeyindeki anomalileri, parçalanmış beden imgesinde bedenin bütünlüğünü bozan patolojileri araştıran Öztekin, canlı organizmayı kendi kendini sabote eden bir ikili yapı olarak sunuyor.
Özlem Güçlü, “Vegan Sinema, Vegan Tahayyül: Perdenin Yaşama Aç(ıl)an İmkânı” yazısında sinemanın hayvan yaşamını temsil etme biçimlerini ve bu temsillerin taşıdığı etik yükü mercek altına alıyor.
Orta sayfanın bu sayıdaki konuğu İkra Nur Doğrudil ise hastalıklı bedenlere odaklanıyor. Bu sayı için ürettiği “Polycystic Kidneys” çalışmasında; canlılığı “sürekli değişen ve bu değişimle beraber yeniden kurulan” kırılgan bir yapı olarak ele alıyor,bedenin hasta hâlini işlerin kontrolden çıktığı bir sınır ihlali olarak yorumluyor.
“Üç Bin Yıllık Algoritmik Ritüeller: Uzayın Hesaplamalarından Ortaya Çıkan Yapay Zekâ” başlıklı yazısında Matteo Pasquinelli, yapay zekânın kökenlerini modern bir icat olarak değil, insanlığın uzun hesaplama ve ritüel pratiklerinin bir uzantısı olarak temellendiriyor. Öner Taylan Öztürk’ün çevirisiyle okuduğumuz metin, bizi teknolojiyle kurduğumuz ilişkiyi tarihsel derinliğiyle yeniden düşünmeye çağırıyor.
Özlem Güçlü ile gerçekleştirdiğimiz söyleşi hayvan temsillerinde sembolik şiddeti, sanat pratiklerindeki insan merkezciliği sorguluyor. Doğanın hukuki bir özne olarak tanınmasını, insan dışı canlıların bakışına yerleşme çabasını, estetikleştirme arzusunu ve etik sorumluluğu ele alıyor.
Dergiye yeni eklenen “İşin Çapağı” bölümüyle bu sayıdan itibaren üretim süreçlerindeki artık alanlara, sergilere girmeyen şeylere, düşünsel süreçlere yer vermeye çalışıyoruz. Ankara’da açılan “Kır İmgesinden Kent İmgesine” sergisini masaya yatırdığımız bu sayıda sergide yer alan sanatçıların işlerinin çapaklarını dinliyoruz.
Esra Oskay, Aşkın Ercan’ın Eldem Sanat Alanı FIRIN’da açılan “Her Damla Bir Öykü, Her Akış Bir İz Taşır” sergisini kaleme alıyor. Oskay, Porsuk Çayı’nı merkeze alan sergiyi, suyun ferahlığının ötesinde suya dair suç ortaklığımızla yüzleşeceğimiz bir perspektiften okuyor.
Sevgi Poyraz’ın Eldem Sanat Alanı MAHZEN’de açılan “Oyuncak Gibi” sergisi üzerine Seniha Ünay ile gerçekleştirdiği söyleşi; Poyraz’ın çalışmalarının temel malzemesi olan çamurla kurduğu canlı ilişkiyi, sergideki işlerin izleyiciyle kurduğu kırılgan dengeyle paralel okuyor .
Bu sayıda emeği geçen herkese teşekkür ederiz, iyi okumalar dileriz.
Esra Oskay & Seniha Ünay
