Antalya'da Dayanışma Pratikleri: Antalya Arkeoloji Müzesi Yıkımı ve Sonrası / Müze İçin Yaratıcı Eylemler

 

 

 

Söyleşi: Esra Oskay & Seniha Ünay

 

Eylül 2025’te Antalya Arkeoloji Müzesi’nin “depreme dayanıksız” olduğu gerekçesiyle yıkılması kentin hafızasında büyük bir boşluk oluştururken yıkıma giden süreç aynı zamanda yaratıcı eylemlerin ve direnişin fitilini ateşledi. Müze İçin Yaratıcı Eylemler ekibi ile bu sürece dair deneyimlerini, yaratıcılığın eylemsel tarafını, gönüllülüğün görünmez yükünü ve Antalya’da sanatçılar arasında gelişen dayanışma pratiklerini konuştuk.  

 

Mart 2025’te Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Antalya Arkeoloji Müzesi’nin depreme dayanıklı olmadığının açıklanması ve bu gerekçeyle müzenin yıkılacağının duyurulması kamuoyunda çeşitli tepkilere neden oldu. Müze İçin Yaratıcı Eylemler ekibi de bu süreçte bir araya geldi bildiğimiz kadarıyla. Buradaki harekete geçme motivasyonu ve dayanışma pratiğinizden bahsedebilir misiniz? 

 

Antalya’da Arkeoloji Müzesi’nin yıkılacağı haberi kent içinde aktif olan çoğu sivil toplum kuruluşunu harekete geçirdi. Bu kuruluşlar Müze Çalışma Grubu çatısı altında bir araya geldi. Süreç içerisinde 50’den fazla sivil toplum kuruluşu Müze Çalışma Grubu’na dahil oldu. Biz de süreci hem eylemlerden hem de farklı sosyal medya kanalları ve gruplardan takip ediyorduk. Eylemler kent içinde istenildiği kadar kitlesel bir nitelik kazanmadı. Bu durumun oluşmasında sivil halkın sonucu değiştiremeyeceğine olan inancı, yeterince bilinçli ve motivasyonlu olmaması etken oldu. Ancak yine de Müze Çalışma Grubu öncülüğünde sayıca oldukça fazla sivil toplum kuruluşunun bir araya gelmesi, son zamanlarda toplumsal muhalefet alanında gösterilen örgütlenme modelleri içerisinde kendine özgü bir model oluşturdu.  Gezi Parkı sürecinden itibaren kitlesel eylemlerde yaratıcı düşüncenin itici bir güç olduğunun farkındaydık. Yaratıcı eylemler, iktidarın tutumuna karşı gelişen söylemleri daha geniş kitlelere ulaştırabiliyor, eylemlerde gelişen sözel ve görsel ifadelerin etkisini arttırarak daha kapsayıcı bir dile ulaşmasını sağlıyor, olası şiddeti boşa düşürüyordu. Kitlesel eylemlerde oluşan mizah, dans, müzik gibi yaratıcı ifadeler, iktidarın ürettiği şiddet ve kutuplaşmaya karşı  her zaman birleştirici bir rol üstleniyor ve ondan daha güçlü olduğunu bize hissettiriyordu. Bu fikirle, müzenin yıkımına karşı çıkmak için biraraya gelen kişilere ve Müze Çalışma Grubu’nun yürüttüğü faaliyetlere destek olmak için Antalya’da yaşayan sanatçılar olarak örgütlenmeye karar verdik ve yaratıcı bir alandan eylemlere nasıl destek olacağımızı düşünmeye başladık.  

 

Bu süreçte ne gibi eylemlerde bulundunuz? “Yaratıcı eylem” fikri nasıl işledi?


Kültür-sanat alanında aktif olarak yer alan kişilerin, Antalya Müzesi’nin içinden geçtiği talihsiz sürece dair bir üretim yapmasını hedeflemiştik. Müzenin önünde ve sosyal medyada tepki vermeye ek olarak, kendi alanımızın yöntemleri ve üretim biçimleriyle de mücadeleye destek olmak önemli geliyordu. Bu şekilde daha fazla kişinin mücadeleyi sahiplenebileceğini ve bunu özgün bir şekilde yapabileceğini öngörmüştük. Yaratıcı eylem fikri de tam bu ihtiyaçlardan ötürü ortaya çıktı aslında. Yaratıcı müdahaleler sayesinde hem mücadelenin yıpratıcı kısımlarını azaltmak hem de bu mücadelenin tekdüze bir hâle gelip enerjisinin azalmasını engellemek istedik. Bu süreçte eylem olarak açık çağrılar açtık, herkesten “müzesiz kart” tasarlamalarını istedik ve bu kartları sticker’a basıp Antalya dışındaki bir kent olan İstanbul’da da kamusal alanlara yapıştırdık.

 

Bu dayanışma pratiğinde diğer paydaşlarla nasıl bir yapılanma oldu? 

 

Sanatçılar olarak kendi içimizdeki örgütlenmeyi gerçekleştirdikten sonra Müze Çalışma Grubu ile iletişime geçtik, ekibe Müze Çalışma Grubu’ndan konuya ilgili duyabilecek ve eylemlerimize katkı koyabilecek kişileri davet ettik, “Müzesiz Kart” tasarımı için yapmış olduğumuz açık çağrıda onlarla birlikte hareket ettik, ortak paylaşımlarda bulunduk. Ayrıca Antalya’da yayımlanan AntSanat dergisi Arkeoloji Müzesini konu aldığı sayısında bizimle bir söyleşi gerçekleştirdi ve kart tasarımlarına yer verdi. 

 

Antalya Arkeoloji Müzesi için çıkan yıkım kararından müzenin yıkımına kadar geçen süre oldukça kısaydı. Müze İçin Yaratıcı Eylemler grubuyla iletişime geçtiğimde hâlâ müze için çok da inanmadığım bir umudum vardı. Muadil vakaların makûs talihini düşününce çok da şansımız olmadığını biliyorduk sanki. Yıkım sonrası müze için eyleme, harekete nasıl devam ettiniz? Yıkım, eylemlerin hissini ve yönünü nasıl değiştirdi?

 

Müzenin yıkımı, hem bizim üzerimizde hem de kent içindeki eylemlerde oldukça olumsuz bir hava yarattı. Yıkıma karşı oluşturulmaya çalışılan direnç kırılmış oldu. Yıkımın ardından müze arazisinin nasıl değerlendirileceğine, nasıl bir müze yapısı yapılmasının uygun olacağına dair kent içindeki tartışmalar devam etti, ayrıca Konyaaltı falezlerinin sit derecesinin düşürülmesi çoğu meslek örgütü tarafından protesto edildi. Ancak Antalya’da müze ve çevresine dair oluşan kamuoyu iktidar mekanizmaları tarafından dikkate alınmadı. “Müzesiz Kart” tasarımlarıyla sadece yıkılmak üzere olan Antalya Arkeoloji Müzesi için değil, Türkiye’de kapalı bulunan 35 müzeye de dikkat çekmek istemiştik. Ancak müzenin yıkımı ile birlikte gerçek anlamda “müzesiz” kaldık ve kart tasarımı da bizim açımızdan işlevini yitirmiş oldu. Bu süre zarfında neler yapabileceğimiz üzerine toplantılar yapmaya devam ettik ancak yıkımın ardından yapabileceğimiz şeyler kısıtlıydı. Bu nedenle oluşan olumsuz havayı dağıtmak ve enerjimizi yeniden toplamak adına toplantıların gündemi “Buradan Nereye?” forumlarının 14.sünü Antalya’da düzenlemek amacıyla yeniden şekillendi. 

 

“Buradan Nereye?” forumunda neler oldu? Müzenin yıkımı Antalya kültür-sanat ortamında nasıl bir tartışma açtı?

 

Buradan Nereye? forumunun organizasyon aşamasında, Müze İçin Yaratıcı Eylemler ekibinin oluşturabileceği bir çerçeve ile sınırlı kalmak istemedik. Forum tarihinden yaklaşık iki ay önce, kent içindeki kültür sanat bileşenlerine ulaşarak forumda konuşulabilecek konu başlıklarını, iş bölümünü ve forumun gerçekleşeceği mekânı katılımcı bir süreçle belirlemeyi amaçladık. Davetimize olumlu yanıt veren oluşumlar, aktörler ve kurumlarla bu süreç başlamış oldu. Bu nedenle “Dayanışma Olasılıkları” başlıklı 14. Buradan Nereye? forumun organizasyonunu tek bir oluşuma mal etmek olası değil,  forum çoğulcu bir süreçle gerçekleşti. Forumun hazırlık aşamasında ve gerçekleşme sürecinde; yaş, sosyal ya da ekonomik statü, cinsiyet ya da deneyimsel farklılıkların paydaşlar arasında bir ayrım oluşturmamasına, her katılımcının eşit temsil hakkı olmasına gayret edildi. Bu yaklaşımın olumlu sonuçlarını forum sonrasında oluşacak yapılanma ve yeni işbirlikleri içerisinde görebileceğimizi umut ediyoruz.  Forumun ilk oturumunun konu başlığı: Kurumlardan beklentiler ve taleplerdi.  Ardından merkezi ve yerel yönetimlerin kültür politikaları, Antalya Arkeoloji Müzesi’nin yıkım süreci ve Kültür Yolu’nun konuşulduğu ikinci oturuma geçildi. Sonraki oturumlarda ise kültür-sanat emekçileri arasında kurulabilecek bir dayanışma ağı ve örgütlenme modelleri konuşuldu. Sonuç olarak, müzenin yıkımı kentte zaten var olan örgütlenme ihtiyacını ve enerjisini belirginleştirmiş oldu ve yapılan forumu da aşacak bir şekilde gelecekte kurulacak ilişkilenmelere uç verdi.

 

Gönüllülüğe dayalı gönül işlerinde çok konuşulmayan bir yük var. Bu örnekte sizi zorlayan şeyler oldu mu?

Gönüllü işler çoğu zaman heyecanlı başlangıçlarla hayatımıza dahil oluyorlar. İlk heyecanların enerjisiyle oluşum bir süre devam edebiliyorken uzun vadede sürdürülebilir olması için başka alternatifleri uygulayabilmek gerekiyor. Uygulanamadığı senaryoda ise görünmez emek konusu bir hayli belirleyici oluyor. Müze İçin Yaratıcı Eylemler ekibinin hepsi daha önce benzer durumları kişisel geçmişlerinde yaşamış olduğu için bu oluşumda ilk toplantıdan itibaren oldukça hassas davrandık. Sürdürülebilir olabilecek ve bizden çok fazlasını talep etmeyecek bir format olan açık çağrıyı da bu yüzden seçtik. Kendimizi aracı bir konuma yerleştirerek üzerimizde fazla bir yük birikmesini olabildiği kadar azaltmak istedik. Böyle olmayacağını anladığımız bir noktaya gelirsek de duracağımızı konuştuk. Önceden belirlenen sınırlar ve limitlerimizi biliyor olmak bizi bu sefer korumuş oldu fakat hepimiz biliyoruz ki bu konuları genel olarak daha fazla konuşmalıyız ve gönüllülüğün dezavantajlarına çözümler üretmeliyiz. 

 

Bundan sonraki süreçte eylem planınız nedir?

 

Müze için yaratıcı eylemler ekibinin müzeye dair eylem planları şimdilik durdu ancak Antalya kültür-sanat ortamına dair eylemselliği forumdaki katılımcıları ve konuları kapsayacak şekilde genişledi ve yeni bir şekil aldı. “Dayanışma Olasılıkları” başlıklı 14. Buradan Nereye? forumunun 3. oturumunda konuşulan dayanışma modellerinden ilki Antalya’da yaşayan sanatçılar ve atölyelerine dair bir haritalandırma çalışması yapmak ve bu haritayı sosyal medyada paylaşmaktı. Forum ekibi, haritalandırma çalışmasına dair şu anda veri toplama aşamasında, ilerleyen zamanlarda bu verilerin paylaşıma açılacağını ön görmekteyiz. Öne çıkan başlıklardan bir diğeri Antalya’da yaşayan sanatçılar arasındaki bağın ve iletişimin güçlendirilmesinin gerekliliğiydi. Bu nedenle toplantılar çevrimiçi ortamdan fiziksel ortama kaydırıldı ve forumun ardından ilk yüzyüze toplantı gerçekleşti.  Bu toplantılara ek olarak her ay bir ya da iki sanatçının atölyesinde ya da ev-atölyesinde buluşularak atölye ziyaretleri yapılmasına karar verildi. Bazı arkadaşlarımız fikirsel olarak birbirimizi besleyebileceğimiz, belirli kavramlar üzerine sohbet edebileceğimiz toplantılar düzenlemeyi talep etti. Bu buluşmalar henüz taslak halinde çünkü  nasıl organize edileceğine ve hangi kavramları konuşacağımıza henüz karar verilmedi. Ayrıca her ayın son cuması, belirlenen bir mekânda, bir şeyler içip sohbet etmek gibi gayrı resmi buluşmaların da organize edilmesine karar verildi. Forumda konuşulan başlıklardan bir diğeri elimizde olan ve artık işimize yaramayan malzemeleri ya da diğer sanatçıların işine yarayabileceğini düşündüğümüz araç ve gereçleri paylaşıma açmaktı. Bu nedenle ilerleyen zamanlarda bu malzeme ve araç-gereçlere dair bir envanter listesi oluşturmayı düşünüyoruz. Tüm bunların yanı sıra forumda, Antalya’daki kurumların burada yaşayan sanatçıları ya da projelerini ekonomik olarak nasıl destekleyebileceği konuşuldu. Şu anda fon ya da maddi destek talep etmeye dair farklı sanatçı görüşleri bulunmakta, ilerleyen toplantılarda daha somut talepler oluşacağını, fikir birliğine varılarak kurumlarla iletişime geçileceğini ön görmekteyiz.