Önsöz

 

Çapak’ın “Gönül İşi” temasıyla çıkan 13. sayısında gönüllü emek meselesine odaklanıyoruz. Emeğin çoğu kez karşılıksız kaldığı kültür ve sanat alanında gönüllülüğün görünmez yükünü farklı açılardan inceleyen çalışmalara yer veriyoruz.  Bu vesileyle bu ay 4. yılını dolduran Çapak’ın gönüllü emeğin gücüyle devam eden varlığını da yeniden düşünüyoruz ve bu süreçte biriken borcumuzu maddi bir yükten ziyade yan yana durmanın sorumluluklarını hatırlatan bir borç olarak idrak etmeye çalışıyoruz.

 

“Bir gönül işi olarak sanat emeği” yazısında  Esra Oskay, zorunlu-gönüllü ve ücretsiz emeğin duygusal yükü üzerine düşünüyor. Her işi kendi imkanlarıyla, sıfır bütçe kotarmaya çalışan gönüllünün yorucu mesaisini merkeze alan yazı, duygularımızla oynayan sistemin vaatlerinin bizde bıraktığı yorgunluğa odaklanıyor. Yazının son bölümü Çapak’ın kabarık borç defterini ele alıyor.

 

Gizem Ünlü’nün Lua Vollaard’ın Bk Platform’un ortaklığında yazdığı metinden çevirdiği “Evrak Takibi, Evrak Davası: Cv’nin Sanat Tarihi” metni, başvuru süreçlerinin talep ettiği görünmez emeğe odaklanıyor. Hollanda menşeli BK Platform inisiyatifinin açık çağrı süreçlerini masaya yatırdığı “A Call to Open Calls” etkinliği için 2014 yılında kaleme alınan  bu metin, emeğin kendine bir karşılık bulmaya çalıştığı fon süreçlerinin yükünü ele alıyor.. Metin, başvuru süreçlerinde hazırlanan portfolyolar, niyet mektupları, proje önerileri ve bütçe taslaklarına verilen emeğin kültür sanat alanı çalışanlarında bıraktığı bitkinliği ve yükü görünür kılıyor; bize kaybettiğimiz enerjinin ve motivasyonun nerelerde kaybolduğunu hatırlatıyor.

Portfolyo sunumunda kendi atölyesini bir üretim ve sergileme mekânı olarak kullanıma açan Maus Art Space’in yürütücüsü Cem Yünür’ün çalışmalarına yer veriyoruz. Yünür’ün çalışmalarında tekrar tekrar gördüğümüz yemek masası bize bir sofranın etrafında kendiliğinden şekillenen yakınlıkları hatırlatıyor. 

 

Gülşah Akın, “Bir ‘Amme Hizmeti’ Olarak Müze” yazısında, müze çalışanlarının insani olmayan çalışma koşullarını, “gönül verdikleri bir iş” yapma söylemi ile meşrulaştıran kurumsal akla dikkat çekiyor. Kültür sanat alanında çalışanların grev ve sendikalaşma süreçlerini ele alan Akın, emeğin duygusallaştırmadan düşünülmesi gerektiğini tartışmaya açıyor.

Orta sayfanın bu sayıdaki konuğu Nuray Çiçek’in “Sevgili Günlük” çalışması , tül üzerine işlenmiş bir metinle kırılgan bir hafızaya yaslanıyor. Biz bu çalışmayı tüm sayının içeriğinde vurgulanan görünmezlik perdesinin arkasında güvencesiz bırakılan emeğin ironisi gibi okuyoruz. 

“Müze İçin Yaratıcı Eylemler” ekibiyle gerçekleştirdiğimiz söyleşi, Antalya Arkeoloji Müzesinin yıkılacağının duyurulmasıyla başlayan sürece ve ardından gelen dayanışma pratiklerine odaklanıyor. Müzenin yıkımıyla beraber biçim ve yöntem değiştirenMüze İçin Yaratıcı Eylemler” ekibinin hayal kırıklığı, umutsuzluk ve yenilginin ortasında Antalya’da nasıl yeniden dayanışmayı harekete geçirmeye çalıştığına  kulak veriyoruz.

Seniha Ünay, Mehmet Örs’ün Ankara’da Belmart Space’te  31.01-22.02.2026 tarihleri arasında gerçekleşen “Mekanın İzinde” sergisini; Örs’ün görsel dilindeki inşa ve yıkım imgelerini, toplumsal ve politik gündemin çerçevesi içerisinde yeniden değerlendirerek güncel bir mekân poetikası çerçevesinde okuyor.

 

Bu sayıda da dayanışmamızı büyüten, gönül işimizin bir parçası olan  herkese sonsuz teşekkür ederiz, iyi okumalar dileriz. 

 

Esra Oskay & Seniha Ünay